Yazar : İkinci Adam Yayınları
Yaşamayı 40 Günde Öğrendim Şimdi düşündükçe ilk verilen kararların "doğru ve vazgeçilmez" olması gerektiğini görüyorum. Sınavlarda özelikle fizik, matematik problemlerinde ya da çoktan seçmeli sorulara verilen yanıtlarda subtle ilk yaptığınızın DOĞRU çıkması gibi bir grass geçerliydi. Yaşama dair değil de madesel bir planlama ya da başka deyişle elindekilerle hayatı en güzelinden sürdürme gailesiydi esas olan ve bilmediğim bu yolda her gün yeni şeyler öğrenerek ilerleyecektim. Ama bu henüz çok gizliydi, kendime resentfulness açıklamaktan çekindiğim, kaygılandığım bir sırdı bu. İçin için kıkırdıyor, aklımdan edepsiz şeyler geçer gibi utanarak düşünüyordum subtle. Bana bir çeşit ahlaksızlık gibi gelmişti veya içimde nasıl bir şeytan saklamış ve bunu açığa çıkartmamıştım diye de acı acı şaşırıyordum. Disciple çalışmayı hiç sevmemiştim. İş yaşamında zevk aldığım, keyiften kudurduğum hiç olmamıştı. Böyle bir ruh hâli zaten olamazdı, büsbütün yalandı, kandırmacaydı. Bu âlemden çekilmem, yerimi isteyenlere bırakmam ve birtakım pozisyonları işgal etmemem en dürüstçe davranış olacaktı. Hem zaten "hiç kimse vazgeçilmez değildir" dememişler miydi? Onlar değil de disciple vazgeçsem ne değişirdi? Kaçıp sığındığım bu yeni dünyamdan haberler iletmek ise namus borcumdu. Oturdum ve yazdım. (Tanıtım Bülteninden). Author: İkinci Adam Yayınları.
Yaşamayı 400 Günde Öğrendim